Gün: 27 Ekim 2026
-
Atatürk, halkla birlikte olmayı çok severdi. Fırsat buldukça onların evlerine, bağ ve bahçelerine gider, büyük küçük herkesle görüşürdü. O, yine bir gün yanında yaveri, Çankaya çevresinde dolaşırken küçük bir bağ evine uğrar. Evde yaşlı bir köylü ile yaşlı karısı oturmaktadır. Gelenlerin kimler olduğunu bilmeden bu yaşlı karı koca, yabancı konukları içeri alırlar. Oturma odasının kuytu…
-
Yeni Türk devleti kurulduktan kısa bir süre sonra, bütün ulusun çok sevdiği Atatürk’ü vurup öldürmek gibi alçakça girişimlerde bulunanlar olmuştur. Bu haince girişimlerden biri, İzmir’de tasarlanan öl-dürüm girimişidir. Tanrı’ya şükür, cinayeti örgütleyen ler de, uygulayacak olanlar da isteklerine ulaşamamiş lardır. Hepsi kıskıvrak yakalanarak adalete teslim edil mişlerdir. Atatürk, kendisini öldürmek için görevlendirilen iki zavallıdan birini,…
-
Orta Anadolu’da şiddetli bir kış, etkisini sürdürmektedir. Ankara da bu görülmedik kıştan payını al-maktadır. Suların donduğu, buzların saçaklardan sarktığı, kurtların durmadan uluduğu bir gecenin sabahında Atatürk, yaverini çağırır, şu emri verir: – Bu kış kıyamette yurdun ne hâlde olduğunu, halkın ne yaptığını görmek istiyorum. Otomobiller hazır olsun! Otomobiller hazırlanır. Gün ağarmadan yola çıkılır. Amaç, yollar…
-
Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda Ankara oldukça çorak bir yerdi. Kentin ancak birkaç bölgesinde bodur ve cılız ağaçlardan oluşan yeşil köşelere rastlanırdı.Halk da bu durumu sanki doğal bir yazgı olarak kabul etmiş gibiydi.Atatürk, çok sevdiği Ankara’nın bu görünümünü değiştirmek için hemen gerekli emirleri vermişti. Başkent kısa bir zamanda yemyeşil bir yer olmalıydı. Bu nedenle önce var…
-
Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra, dinlenmek için birkaç günlüğüne İzmir’e gider.Uykusu kaçtığı bir gece, neredeyse sabaha karşı kalkar, yaverlerinden birine seslenir:Ben şimdi bir tramvaya binmek, kenti dolaşmak istiyorum! der.O yıllarda İzmir’de kent içi ulaşım, atlı tramvaylarla yapılmaktadır. Ancak, gecenin böyle çok ilerlemiş bir saatinde tramvay bulmak mümkün değildir. Atlar ahırlara, vagonlar depolara çekilmiş durumdadır.Yaver:Dinlenseniz…
-
Atatürk yeni cumhurbaşkanı seçilmişti. Bir sabah, kimi görevlilerle birlikte, Çankaya sırtlarında yürüyüşe çıkmıştı. Yolda karşıdan gelmekte olan küçük bir çocuk, onları görünce durdu, kenara çekildi. Atatürk, çocuğu yanına çağırdı ve gülümseyerek sordu:Adın ne senin bakayım?Cemil Buralarda mı oturuyorsun?Hayır. Ayrancı’da… Okula gidiyor musun?Çocuk, başıyla “evet” anlamına gelen bir işaret yaptı.Peki, ne okuyorsun okulda?Her bir şey okuyoruz.Beni…
-
İzmir zaferinden sonra Atatürk, ilk kez Adana’yı ziyaret ediyordu. Büyük kurtarıcıyı karşılama törenine katılan Adanalılar sevinç içindeydiler. Atatürk, hükümet konağına gidinceye kadar halkın isteği üzerine otomobilini sık sık durdurmak zorunda kalmıştı. Hükümet konağında Atatürk, kentin ileri gelenleriyle tanıştı, il yöneticilerinden gerekli bilgiler aldı. Ta nışma ve görüşmelerden sonra Atatürk ve yanındakiler kalktılar. Konağın geniş merdiveninden…
-
Atatürk, güzel ev eşyaları yanında, sanat bakımından değerli resim ve biblolara da meraklı idi. Onun bu özelliğini bilen dostları, fırsat düştükçe kendisine armağan olarak bazı antika eserler gönderirlerdi. Büyük zaferin gerçekleştiği günlerde İstanbul’dan bir eski arkadaşı, Atatürk’e bir tablo armağan edeceği ni söyler. O sıralarda Atatürk, Çankaya’da eski bir bağ evinden bozma bir köşkte oturuyordu.…
-
Atatürk, cumhurbaşkanı seçildikten sonra yurdu muzun birçok il ve ilçesini gezip dolaşmıştır. Bu gezilerinde kurtuluş törenlerine katılmış, yaptığı konuşmalarla, değişik konularda halkı aydınlatmaya çalış mıştır. Bu yurt gezileri arasında en önemlilerinden biri, 1924 yılında yapılan ve ilk durağı Dumlupınar olan gezidir. Bu gezi, Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın ikinci yıl dönümünü kutlamak ve “Şehit Asker Anıtı”nın temelini…
-
30 Ağustos 1922 günü sabahı… Atatürk, başkomutan olarak, Afyon yöresinde çetin ve kanlı çarpışmaların yapıldığı yerleri dolaşmaktadır. Geniş arazi üzerinde hemen dikkati çeken şey, düşmanın kaçarken arkada bıraktığı, irili ufaklı savaş gereçleridir. Bazı siperlerden, hâlâ insana hüzün veren siyah dumanlar çıkmaktadır. Ayrıca, her taraf çok sayıda insan cesedi ve hayvan ölüsü ile doludur. Atatürk, bu…
-
Kurtuluş Savaşı’nın son günlerinde Atatürk, henüz Türk ordularına saldırı emri vermeden önce bir gece, arkadaşlarıyla Keçiören’de bir toplantı yapar. Bu toplantıda savaş durumu ve saldırı hazırlıkları gözden geçirilir, önemli kararlar alınır. Bu, Atatürk’ün başkomutan olarak Ankara’da geçirdiği son gecedir. Onun hemen savaş bölgesine gitmesi gerekmektedir. Sabaha karşı yola çıkacağı sırada arkadaşlarına: Saldırı haberini aldığınız zaman…
-
Kurtuluş Savaşı’nın artık son günleridir. Türk ordusu taşkın bir sel gibi büyük bir hızla İzmir’e doğru ilerlemektedir. Ak sakallı dedeler, beli iki büklüm nineler, kucaklarında bebekleri genç kadınlar, küçük çocuklar yollara çıkmışlar, önlerinden geçen yiğit askerlerimizi övünçle selâmlamaktadırlar. Yalnız selamlamakla kalmamakta, sırtlarında yamalı gömlekler, ayaklarında yırtık pabuçlar; önlerinden geçen kahraman Mehmetçiklere bir şeyler ikram etmenin…
-
Sakarya Meydan Savaşı başlamadan önce Atatürk, çarpışma bölgesini denetlemek ister. Atına atlar, önemli yerleri dolaşmaya başlar. Bindiği at, bilinmeyen bir nedenle birden ürker, binicisini düşürür. Kendini yerde bulan başkomutan yaralanmış-tır. Ankara’ya getirilen Atatürk’ü, Çankaya Köşkü’nde doktorlar muayene ederler. Kaburga kemiklerinden birkaçı kırılmıştır. Cebeci’deki askeri hastahanede tedavi edilmesine karar verirler. Atatürk’ün kırılan kaburga kemiklerinden birinin ucu…
-
Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastıktan sonra, hemen Kurtuluş Savaşı hazırlıklarına başlar. Halka, böyle bir savaşın gereğini anlatmak için Anadolu’yu adım adım dolaşır. Kendisi gibi dūşünenleri bir kutsal ülkü çevresinde örgütlemeye çalışır. Erzurum’da bulunduğu sırada bir gün Ilıca’ ya uğrar. Yolda bir göçmen kafilesine rastlar.Yirmiotuz kişiden oluşan bir topluluğun önünde; sırtında tüylü paltosu, elinde…
-
ASKER AĞLAMAZ ARKADAŞI Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra kentte dolaşır; halkla görüşmeler yaparken bir yerde üstü başı yırtık, postalları delinmiş bir er hemen dikkatini çeker. Bir deri bir kemik kalmış. yuzu yüzü bakır rengini almış bu erin durumuyla ilgilenmek ister. Yanındakilerle birlikte bu perişan kılıklı ere doğru ilerler. Erin içini çeke çeke ağladığını…
-
Atatürk 1919 yılında, Anadolu’daki ordu bir-liklerini teftiş için görevlendirilir. İstanbul ve yöresi o sırada yabancı devletlerin işgali altındadır. Anadolu’ya gitmek için en güvenli yol, deniz yoludur. O da İstanbul’dan bir gemiyle Samsun’a gitmeyi kararlaştırır. Atatürk’ün yolculuk hazırlığı gizli tutulur. Yine de ortalıkta İngilizlerin, onun bindiği vapuru izleyecekleri, hatta batıracakları haberi dolaşır. Bunu öğre-nen Atatürk hiç…
-
MERHABA ASKER! Yıl 1910… Atatürk henüz 29 yaşındadır. Ama “kolağası” yani kıdemli yüzbaşı olarak, Selanik’te bulunan Beşinci Kolordu’nun en seçkin subaylarından biridir. Bir gün, bu kolorduya bağlı merkez alayı komutanı hastalanır, tedavi için İstanbul’a gitmesi gerekir. Alay komutanı, birçok üst rütbeli subay varken, kendisine vekålet etmesi için Kolağası Mustafa Kemal’i görevlendirir. Bütün subaylar bu durum…
