İzmir zaferinden sonra Atatürk, ilk kez Adana’yı ziyaret ediyordu. Büyük kurtarıcıyı karşılama törenine katılan Adanalılar sevinç içindeydiler. Atatürk, hükümet konağına gidinceye kadar halkın isteği üzerine otomobilini sık sık durdurmak zorunda kalmıştı.

Hükümet konağında Atatürk, kentin ileri gelenleriyle tanıştı, il yöneticilerinden gerekli bilgiler aldı. Ta nışma ve görüşmelerden sonra Atatürk ve yanındakiler kalktılar. Konağın geniş merdiveninden yine halkın al. kışları arasında inmeye başladılar.

O sırada yaşlı bir köylü kadının, kucağında büyük bir çiçek demetiyle ve aşırı bir telâş içinde nefes nefese merdivenden yukarı çıkmakta olduğu görüldü.

Atatürk ve yanındakiler kadını görünce durdular. Köylü kadın, Atatürk’e iyice yaklaştı. Tanımı güç bir hayranlıkla uzun süre yüzüne baktı. Sanki kendinden geçmiş gibiydi. Göz göze geldiklerinde bu dalgınlık håli geçmişti. Yaşlı kadıncağız, sevecenlik ve özlem dolu bir sesle:

Ah, benim çakır oğlum! dedi. Bir deli gibi yolunu bekledim. Bu çiçekleri senin için tarlamdan toplayıp derledim. Eğ başını da o sarı altın saçlarını öpeyim…. Bu, benim adağım… Çok görme!

Atatürk’ün sert yüz çizgileri yok olmuş gibiydi. İçini bir saygı ve sevgi duygusu kaplamıştı. Başını yaşlı ka-dına doğru eğdi. O da bu sarışın başı bağrına bastı, kokladı, öptü. Sonra, kucağındaki çiçekleri Atatürk’ün durduğu merdiven sahanlığına serperek:

Adağım yerini buldu, koca yiğit! Tuttuğun altın, kılıcın keskin, her dileğin yerine gelsin! dedi.

Atatürk’ün yanındakilerden bir bölümü, bu köylü kadını tanımada hiç güçlük çekmediler. Çünkü o, Kur-tuluş Savaşı’nda, Adana yöresinde Mehmetçik ile birlikte düşmana karşı savaşan “Sultan Ana” idi.

Posted in

Bir yanıt yazın