Orta Anadolu’da şiddetli bir kış, etkisini sürdürmektedir. Ankara da bu görülmedik kıştan payını al-maktadır.
Suların donduğu, buzların saçaklardan sarktığı, kurtların durmadan uluduğu bir gecenin sabahında Atatürk, yaverini çağırır, şu emri verir:
– Bu kış kıyamette yurdun ne hâlde olduğunu, halkın ne yaptığını görmek istiyorum. Otomobiller hazır olsun!
Otomobiller hazırlanır. Gün ağarmadan yola çıkılır. Amaç, yollar elverişli ise Kırşehir’e kadar gitmektir. Eski, güçsüz arabalar; bozuk, kar yağışıyla daha da kōtüleşmiş yollardan ilerlemeye başlar. Hatta bir yerde Atatürk’ün otomobili bir çukura saplanır. Ancak koruma erlerinin büyük çabalarıyla kurtarılır ve yoluna devam eder.
Otomobiller bir tepeye tırmanırken birden, çoban kılığında yaşlı bir köylü görünür. Ters yönden, karlar içinde bata çıka otomobil katarına doğru ilerlemektedir.
Atatürk, otomobilini durdurur, köylüyü yanına çağırtır. Köylünün saçı, sakalı sanki donmuştur. Nefes al
dıkça ağzından, burnundan beyaz dumanlar çıkmak tadır.
Atatürk, otomobilinin penceresinden sorar:
Bu havada dağ başında ne arıyorsun?
İneğim kayboldu paşam…
Seni kurtlar yer.
İneğimi yedilerse, bırak beni de yesinler…
İneğin kaç lira değerindeydi?
Eh… Bir elli-altmış lira ederdi…
Atatürk yaverine döner:
Bu adama yüz lira verin… Bir arabaya da alın…
Hemen köylüye yüz lira verilir, bineceği otomobil de gösterilir.
Köylü:
- Hayır, der, ben yine ineğimi arayacağım.
Atatürk, adamın bu sözü karşısında şaşırır:
- İşte sana yüz lira verdiler, der, bu parayla iki inek alabilirsin… Bırak bu kış kıyamette ötekinin ardından koşmayı…
Köylü, biraz durur, sonra şunları söyler:
Sana rastlamak, seninle konuşmak herkese nasip olmaz paşam! Ama yine de kendi ineğimi arayıp bulmak isterim. Seninle böyle yüz yüze konuşan, bu talihli adamın üç ineği olursa çok mu sayılır paşam!
Bu sözler Atatürk’ün çok hoşuna gider. Zeki ve hazırcevap bu adamı bırakmaz, kendi otomobiline alır.
Ankara’ya dönüşte ona, köyünde küçük bir çiftlik kurması için, gerekli miktar bir para yardımında da bulunur.
32

Bir yanıt yazın