Atatürk 1919 yılında, Anadolu’daki ordu bir-liklerini teftiş için görevlendirilir. İstanbul ve yöresi o sırada yabancı devletlerin işgali altındadır. Anadolu’ya gitmek için en güvenli yol, deniz yoludur. O da İstanbul’dan bir gemiyle Samsun’a gitmeyi kararlaştırır.
Atatürk’ün yolculuk hazırlığı gizli tutulur. Yine de ortalıkta İngilizlerin, onun bindiği vapuru izleyecekleri, hatta batıracakları haberi dolaşır. Bunu öğre-nen Atatürk hiç oralı olmaz, hatta arkadaşlarına “Burada tutsak gibi yaşamaktansa, Karadeniz’de boğulmak bence daha iyi olur.” der.
Bir akşamüstü, Atatürk, emrine verilen birkaç subay ve bir iki yakın arkadaşıyla küçük bir gemiye biner, yola çıkar. Bindiği bu eski geminin adı “Bandırma”dır. Bandırma, Dolmabahçe önlerinde demir atmış yabancı savaş gemilerinin yanından geçerken Atatürk, kendisine eşlik edenlere şunları söyler:
Bunlar işte böyle… Yalnız demire, çeliğe ve silâh gücüne dayanırlar. Bağımsızlığı ve özgürlüğü uğrunda savaşmaya kararlı bir ulusun neler yapabileceğini hiç düşünemezler. Biz, bu gemiyle Anadolu’ya silah ve cephane değil, ülkü ve inanç götürüyoruz.
Bandırma, yavaş yavaş boğazdan çıkar, Karadeniz’e açılır. Atatürk, gece yarısı kaptanın yanına gider, sorar:
Kaptan! Bu, Karadeniz’e kaçıncı çıkışındır?
İlk kez çıkıyorum paşam.
Bu denizin tehlikeli yerlerini bilir misin? Gerekirse nerelere sığınabiliriz?
Kaptan, sağ elinin işaret parmağını önündeki haritada bir nokta üzerine koyar:
Şu, Kerempe burnunu geçersek, tehlikeleri bir derece atlatmış oluruz…
Atatürk, kaptana biraz daha yaklaşır, eliyle harita üzerinde bazı noktaları göstere göstere şu talimatı verir:
Bu rotayı izlemeyeceksin… Kayalara çarpmamak koşuluyla, kıyıya yakın bir rota ile gideceksin… Gerektiğinde, gemiyi çekinmeden kıyıya vura-caksın!
Kaptan:
Gemiyi feda ettikten sonra, der, ben sizi istediğiniz yere çıkarırım paşam.
Atatürk’ün, kaptanın daha önce izlediği rotayı değiştirmesi çok iyi olmuştur. Bu değişiklikle yolculuk hem güvence altına alınmış, hem de saatte ancak 10 mil yapabilen Bandırma Vapuru, dalgasız kıyılardan geçerek zamanında Samsun’a varabilmiştir.
Atatürk ve arkadaşlarını izlemek amacıyla görev-lendirilen ve hemen arkalarından yola çıkan bir İngiliz torpidosu ise ancak bir saat sonra Samsun’a gelebilmiştir.
Posted in Atatürk

Bir yanıt yazın