MERHABA ASKER!
Yıl 1910… Atatürk henüz 29 yaşındadır. Ama “kolağası” yani kıdemli yüzbaşı olarak, Selanik’te bulunan Beşinci Kolordu’nun en seçkin subaylarından biridir.
Bir gün, bu kolorduya bağlı merkez alayı komutanı hastalanır, tedavi için İstanbul’a gitmesi gerekir. Alay komutanı, birçok üst rütbeli subay varken, kendisine vekålet etmesi için Kolağası Mustafa Kemal’i görevlendirir. Bütün subaylar bu durum karşısında şaşırıp kalmışlardır.
Devir teslim töreni yapılacaktır. Atatürk kılıcını kuşanır, beyaz bir ata biner, tören alanına gelir. Bütün gözler onun üzerindedir. Süratle attan iner, sonra “hazır ol” durumunda kendisini bekleyen erlere seslenir:
Merhaba asker!
Erler bu söze nasıl bir karşılık vereceklerini bilemezler. Çünkü o güne kadar bütün komutanlar, onları “Selāmūnaleyküm asker!” diye selamlamışlardır.
Bu, alayın ilk kez karşılaştığı bir durumdur. Erler, birkaç saniye duraksarlar, sonra bir ağızdan gür bir sesle cevap verirler:
Merhaba beyim!
Atatürk, kısa bir törenle alayı teslim alır ve sert bir sesle “rahat” emrini verir.
Bu olay: Atatürk’ün, orduda bu selamlaşma biçimini uygulamakla, dilimizde sadeleşmeye, özleşmeye gitme gereğini daha o günlerde duyduğunu göstermektedir.
Posted in Atatürk

Bir yanıt yazın