Roma Germen İmparatorluğu’nun kurucusudur. Charlemagne, uzun süren savaşlar neticesinde Batı ve Orta Avrupa’nın çoğunu hakimiyeti altına almayı başaran güçlü bir kraldır. Kıtayı tek devlet haline getirmek Ger-men İmparatoru Charlemagne’ın en büyük hayali idi. I. Charles olarak da bilinir. Lakabı Büyük Charles’tır. Charlemagne 2 Nisan 742’de, Almanya’nın Aachen kentinde, yani Hollanda ve Belçika sınırları yakınında dünyaya geldi. Frank Kralı III. Pepin’in büyük oğluydu. III. Pepin 751’de Krallığı’nı ilan etti. Pepin Frankların, yani bugünkü Fransa, Bel-çika, İsviçre, Hollanda’yla Almanya’nın da bazı bölümlerinin kralı oldu. 753-754 kışında Papa II. Stephanus’un, Roma’ya saldıran Lombardlara (Kuzey İtalya’da bulunan Krallık) karşı yardım istemek için Frank Krallığı’nı ziyaret ettiği sırada, 12 yaşında olan Charlemagne hükümdarın oğlu sıfatıyla karşılama töreninde hazır bulundu. Papa, babası Kral III. Pepin ve ağabeyi Carloman’ın yanı sıra Charlemagne’ı da Kral olarak kutsadı. Lombardlara karşı Papa’yla Franklar arasında kurulan siyasal ittifak böylece onaylanmış oldu. Pepin Loire Nehri’nin güneyinde kalan bölgeleri ele geçirip, Roma’daki Papa’ya Kuzey İtalya’dan gelen Lombard saldırılarına karşı durabilmesi için yardım etti. Charlemagne bu seferlerde ba-basının yanında askeri eğitim alarak deneyim kazandı. III. Pepen 768’de öldü. Frank geleneklerine göre, imparatorluğunu oğulları Charlemagne’la Carloman’a bıraktı. İki kardeş arasında taht kavgası başladı, fakat bu kavga ileri boyuta ulaşamadan Carloman’ın 771 yılında ölümü üzerine Charlemagne tek lider olarak kaldı. Tüm ülkeye hakim oldu. Charlemagne 770 yılında Lombard Kralı Desiderius’un kızıyla evlenmişti. Ancak yine de Lombardiya’yı kendi topraklarına katarak imparatorluğunu genişletme arzusu içindeydi. 774 yılında kayınpederini yenerek, kuzey İtalya’nın Lombard topraklarını Frank İmparatorluğu’na katmış oldu. Aynı yıl Paskalya’yı Papa’yla birlikte geçirmek üzere Roma’ya gitti. Babası III. Pepin, Papa’ya “İtalya’nın Büyük Bölümü’nü Papalığa devredeceği” şeklinde bir söz vermişti. Charlemagne bu sözü yerine getireceğini bildirdi. Fakat Papalığa çok az toprak bırakarak Lombardiya Krallığı’nın tümünü egemenliği altına aldı. Yeni topraklar almak, sınırları genişletmek Charlemagne için çok güçlü bir duyguydu. 772 yılının başlarında Charlemagne aşağı Ren Bölgesi’ne saldıran pagan Saksonlara karşı sefer düzenledi. 775’ten sonra da bütün Saksonları egemenliği altına alarak Hıristiyanlaştırmaya çalıştı. Saksonlar 2 sene süreyle kitleler halinde vaftiz edildi. 777’de Paderborn’da toplanan mecliste Saksonlar, Charlemagne’nın boyunduruğu altına girdiler. Charlemagne Saksonlarla savaşırken, aynı zamanda imparatorluğunu Fransa’nın güney batısına ve Almanya’nın güneyine doğru geniş-letme çabasına girmişti. Bugün Macaristan ve Bosna olarak bildiğimiz toprakları fethetti. Asyalı kavim olan Avarları yendi. Avar Prenslikleri ve Tuna bölgesinde yeni kurulmuş olan Slav Devletleri, gevşek bir bağımlılık içinde Franklar’ın ege-menliğini tanıdılar. Charlemagne seferlerine bütün hızıyla devam etmekteydi. 778 yılında İspanya üzerine yürüdü. Endülüs Emeviler’den tüm ülkeyi alma çabaları tam anlamıyla başarılı olamadı. Zaragoza kenti kuşatmasında başarı gösteremedi. Franklar İspanya’dan çekilirken, Charlemagne’nın yeğeni Roland’ın komutasındaki kuvvetler, düşmanın eline düştüler. Orta Çağ’ın ünlü epik şiiri Roland’ın Şarkısı, bu savaşın tarihte önemini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Charlemagne’nın Zaragoza yenilgisini fırsat bilen Saksonlar ayaklandılar. Bu ayaklanma neticesinde 4.500 Sakson öldürüldü. Yeni ayaklanmalar çıksa da sonuçta 30 yıl boyunca süren savaş sonunda 804’te Saksonlar kesin olarak yenilgiye uğratıldı. Charlemagne, Saksonları da kesin olarak imparatorluğa kattı. Charlemagne yenilgiye uğrattığı halklara, putperest inançlarını bırakıp Hıristi-yanlığı kabul etmelerini şart koştu. 788’de Charlemagne, Bavyera Dükü olan yeğeni III. Tassilon’u azletti, böylece Ren’in ötesinde hüküm süren son Ger-men kabilesinin bağımsızlığına da son verilmiş oldu. Charlemagne Bavyeralılar, Saksonlar, Thüringenliler gibi Batı Germen kabilelerini siyasal bir birlik altında topladı. Charlemagne Frank Devleti’ni, kabile devlet olmaktan çıkarıp büyük bir devlet haline getirdi. Papalık Bizans’a bağlıydı, fakat bazı politikalarından mem-nun değildi. 781’de Roma’yı 2. kez ziyaret eden Charlemagne, Papa’dan oğulları Pepin ile I. Ludwig’e, Lombardiya ve Akitanya Krallıkları için taç giydirmesini istedi. Bizans İmparatoru’nun yaşı küçük olduğu için onun vekili olarak hüküm süren İmparatoriçe Eriene, Charlemagne’ın İtalya’daki konumunu kabul etmek zorunda kaldı. Charlemagne ile Bizans arasındaki antlaşma 787’de Franklar’ın Güney İtalya’ya saldırmasıyla bozuldu. Charlemagne artık Batı ve Orta Avrupa ‘nın çoğunda kontrolü eline alarak Batı dünyasının en güçlü ordusuna komuta eder duruma geldi. Düşmanlarının saldırısı sonucu sarayına sığınan Papa’yı koruma altında Roma’ya geri gönderdi. Kasım 800’de Roma’ya geldi. Papa, Noel Ayini’nde Charlemag-ne’a taç giydirdi ve onu Kutsal Roma Germen İmparatoru ilan etti. 812 yılında Bizans İmparatoru I. Mikhail Rhangabe, Charlemagne’in imparatorluğunu kabul etti. Ancak onu Romalılar’ın imparatoru olarak görmese de elde ettiği ünvan, Charlemagne’nın Roma’yı denetimini meşrulaştırmış oldu. Böylece Papalık Bi-zans’tan uzaklaşıp, Franklara yakınlaştı. Frank ordusunun ana gücünü piyadeler oluşturmaktaydı. Charlemagne’nın hü-kümdarlığı sırasında bu piyadeler at üzerinde, uzun kılıçlarla savaşıyorlardı. Bu silahlar, o çağın diğer ülkelerindeki silahlardan çok daha ileri seviyedeydi. Charlemagne’nın düzenli bir ordusu yoktu. Eli silah tutan kişileri ilkbaharda se-fere çıkarken çağırıyordu. Gelenler yanlarına varsa silahlarını alıyorlardı. Ayrıca erzaklarınıda kendileri hazırlıyorlardı. Askerlerin savaşlardan kazançları yağma yaparak ellerine geçenlerden ibaretti. Charlemagne düşmanlarını şaşırtmak için genellikle ordusunu ikiye bölüyordu. Ancak saldırı anında iki ordu birle-şiyordu. Büyük meydan savaşlarında süvariler önden saldırıyor arkalarından yaya askerler geliyordu. Ordunun büyük olması zafer kazanmalarını kolaylaş-tırıyordu. Ayrıca çağının oldukça iyi istihbarat örgütlerinden birini kurmuştu. Düşmanlarının gücünü tespit etmek için casuslarını ve keşif elemanlarını ön-ceden gönderiyordu. Charlemagne başa geçtiğinde Frank Krallığı’nın kültürel, ve yasal kurumları oldukça geri kalmıştı. Kral’ın sürekli kaldığı bir sarayı yoktu. 794’te Aix-la-Cha-pelle’de, malzemeleri Roma ve Ravenna’dan getirilen bir saray ile kilise inşa ettirdi. Saraydaki kültürel çalışmaların yanı sıra impararorluk çağında dini ge-leneklerin, ahlakın ve adalet sisteminin çalışması için girişimlerde bulundu. Charlemagne, Saray’da bulunan ve imparatorluğun diğer köşelerinden getirilen memur ve soylularla yılda bir ya da iki kez toplantı yapardı. Bu toplantılarda askeri, hukuk ve dini konular konuşulurdu. Bu danışma toplantılarında son sö-zü Charlemagne söylerdi. Ondan sonraki yöneticiler, kontlar ve piskoposlardı. Sarayın habercileri yöneticiler arasındaki bağlantıyı sağlamaktaydılar. Charle-magne topraklarında yaşayan diğer halkların geleneklerine saygılı davrandığı eski kaynaklarda belirtilmiştir. Charlemagne ömrünün son yıllarını oldukça sakin geçirdi, iç sorunlarla, kültü-rel konularla ilgilendi. 806’da Charlemagne, imparatorluğu oğulları arasında paylaştırmayı planlamıştı. Ama 2 büyük oğlunun ölümü üzerine, 813’te Aixla Chapelle’de I. Ludwig’e kendisiyle birlikte imparator ünvanı vererek taç giydirdi. 28 Ocak 814’te, yetmiş bir yaşındayken Aachen’de öldü ve o kentte gömüldü. Charlemagne, çok dindar bir hükümdardı. Dindar olarak yaşamdan zevk almayı, dinsel görev duygusunu, hükümdarlığı, dürüstlüğü ve uzlaşmayı bütünleştirdi ve kiliseyle manevi alanda birleşmeyi sağladı. Charlemagne’nın oluşturduğu bu sosyal düzen kendisinden çok sonra Avrupa’da kurulan devletlerde de etkisini sürdürdü. Ayrıca Batı Avrupa’nın siyasal ve ekonomik dağınıklıktan kurtulma-sına sebep oldu. Charlemagne askeri komutan olarak liderliğini ve yeteneğini sürekli ortaya koymuş biriydi. Orta Çağ’da yasa yönetimini geliştirdi. Hıristiyanlığı yaymakta ve Latince öğrenilmesini sağlamakta çok önemli adımlar attı. Charlemagne Hıristiyan, Germen ve Roma kültürlerini birleştirerek büyük bir uygarlığın oluşmasını sağladı. Avrupa uygarlığının temeli Charlemagne döneminde atılmıştır. Orta Çağ boyunca Avrupa tarihinde Charlemagne kadar iz bırakan başka kişi yoktur. Charlemagne başarılarından dolayı ortaçağda “Karanlık Çağların İşığı” olarak anılmıştır.

Posted in

Bir yanıt yazın

Hayati Kartal sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin