Etkisi Yüzyıllar Boyu Sürmüş, Her Dönemde Saygınlığını Korumuş, Dünyanın En Büyük Yapı Sanatçılarından Biri  “Yaşadığı dönemde ‘ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran’ yani ‘dünyadaki mimarların ve zaman içindeki mühendislerin başı’ olarak anılan mimar Sinan yapılarında getirdiği yeniliklerle Osmanlı-Türk mimarlığını zirveye ulaş-tırmış, ardında birbirinden estetik ve sağlam 350’den fazla yapıt bırakmıştır.” Mimar Sinan’ın doğum tarihi net olarak bilinmemektedir. Ailesine ve hayatına dair mevcut bilgiler de yine çelişkilidir. Bir kısmı yazarı bilinmeyen belge ve ki-taplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre, Mimar Sinan1489 yılında Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim döneminde, 1512’de Anadolu’dan devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı’na verildi, 1514’te Çaldıran Savaşı’na, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniçeri oldu. 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesi’nden sonra orduda baş teknisyen (zemberekçibaşı) oldu. 1529’da Viyana, 1532’de Alman, 1534’de arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferleri-ne katıldı. Son sefer sırasında Van Gölü’nün üstünden geçecek üç kadırganın yapımını başarıyla tamamladı ve bunun üzerine haseki rütbesi aldı. 1536’de Pulya, 1538’de Moldovya (Karabuğdan) seferlerine katıldı. Karabuğdan seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle büyük takdir topladı. Aynı sene saray baş mimarı (sermimaranı hassa) oldu. Bu görev günümüzdeki Bayındırlık Bakanlığı ile eş olarak düşünülebilir. Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü ve ihtişamlı çağında yaşamıştır. I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık yapmış, imparatorluğun gücünü simgeleyen baş-yapıtların mimarı olmuştur. Sinan’ın bu konuda nasıl yetiştiğine dair kaynaklarda bilgi mevcut değildir ancak ahşap işlerini Acemi Oğlanlar Ocağı’nda öğrendiği sanılmaktadır. Acemi Oğlanlar, diğer işlerin yanı sıra yapı işlerinde de görevlendirilirlerdi. Sinan daha sonra ordunun yapı gereksinimini karşılayan birimlerinde çalışmış, buradaki çalışmalarıyla dikkatleri üzerine toplamıştır. Mimar Sinan 350’den fazla yapının mimarisini gerçekleştirmiştir. Bunlar arasın-da 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 35 köşk ve saray, 20 kervansaray, 7 okul ve darülkurra, 22 türbe, 48 hamam, 17 imaret, 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 6 ambar ve mahzen sayılabilir. Bunların arasında onarımlar da vardır. Bu sayılar Sinan’a niçin “Koca Sinan” dendiğini gözler önüne serer. Sinan’ın ilk önemli yapıtı İstanbul’daki Şehzade Camii’dir. Kendisinin “Çıraklık dönemi yapıtı” olarak nitelendirdiği bu cami, dört ayağın taşıdığı ve dört yarım kubbenin desteklediği bir kubbe ile örtülüdür. Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Camii’nde ise yarım kubbelerin sayısı üçe indirilerek daha rahat bir iç mekân hedeflenmiştir. Osmanlı-Türk mimarlığının en önemli yapılarından biri Süleymaniye Camii ve Külliyesi’dir. Sinan’ın “kalfalık dönemi yapıtı” olarak nitelendirdiği Süleymaniye’nin o dönemin şartları dahilinde yedi yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış olması Sinan’ın dehasını da gözler önüne serer. Sinan, ustalık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği Edirne’deki Selimiye Camii’nde kubbeyi sekizgen bir plan üstüne oturtmuştur. Burada 31 m’yi geçen çapıyla en büyük kubbesini inşa etmiştir. Külliye’nin öteki yapıları camiye göre arka plan-da tutulmuştur. Selimiye, Klasik dönem Osmanlı-Türk mimarlık bireşimini en görkemli şekilde gözler önüne seren çok önemli bir başyapıttır. Sinan Selimiye camii’ni yaptığında 80 yaşındadır. Sinan’ın yapıları mimarlık bakımından olduğu kadar mühendislik bakımından da önem taşır. Yapılarının çoğu 400 yıl sonra bile ayaktadır, dahası hala kullanılmaktadır. Sinan’ın mühendis kimliği, su yollarıyla köprülerinde ortaya çıkar. Bunlarda devrinin tüm mühendislik bilgilerini uygulamış, onları aşan, geliştirerek daha ileri götüren tasarımlar gerçekleştirmiştir. İstanbul’un su sorununu çözmekle görevlendirildiğinde tünelleriyle, bentleriyle, su yolları ve su yolu kemerleriyle, biriktirme ve dağıtma yapılarıyla uzunluğu 50 km’yi aşan ve Kırkçeşme adıyla bilinen su yapılarını gerçekleştirmiştir. Sinan, köprülerini de son derece sağlam ve estetik birer yapı olarak inşa etmiştir. Mimar Sinan, 1588 yılında İstanbul’da vefat etmiş, Süleymaniye Camii’nin yanında kendi yaptığı türbeye gömülmüştür.

Posted in

Bir yanıt yazın

Hayati Kartal sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin