0smanlı Beyliği’nin kurucusudur. 1258 tarihinde Söğüt’te doğmuştur. Ertuğrul Bey’in üç oğlundan biridir. Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah’tır. Asıl adı Otman’dır. “Ot” kelimesi eski Türkçe’de “ateş”, “man” da “adam” anlamlarına gelmektedir. Osman Bey Osman Gazi olarak da anılır. Osman Gazi, Oğuzların kayı boyundandır, ancak Oğuzlar Müslümanlığı kabul edince boyları Türkmen adını almıştır. Kayılar beyaz tenli, kumral saçlı, ela gözlü insanlardır. Vücutça kuvvetlidirler, üstün ahlaklarıyla tanınırlar. Kayılar ırk vasıflarını ve ruhi asaletlerini muhafaza etmek için ne Moğollarla, ne Acem, ne Araplarla ve de Hıristiyan kavimlerle karışmışlardır. Anadolu’ya yerleşen Türk-ler, Türklüğün bütün seciye ve meziyetlerini muhafaza etmişlerdir. Ruhlarında yaşayan cihan hakimiyeti fikri hiçbir devirde sönmemiştir. Osman Bey’in babası Ertuğrul Bey’in vefatından sonra aşiretler, hayattayken de babasına vekalet eden Osman Bey’in başa geçmesini istiyorlardı. Ancak Ertuğrul Bey’in kardeşi Dündar Bey de birliğe reis olmak istediğinden, arala-rında ihtilaf çıktı. Daha sonra Dündar Bey, aşiretlerin Osman Bey’i daha çok desteklediğini görünce reislik iddiasından çekildi. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ve gelişimi ise pek çok tarihçi tarafından adeta bir mucizeler zinciri olarak kabul edilir. Osman Bey, 1281 yılında başa geçtiğinde 23 yaşındaydı. Hacı Bektaş Veli, Osman Bey’in başına keçe kavuk giydirmiş ve Ahi Evren de kılıcını kuşatmıştır. Osman Bey, Söğüt dolaylarında kurulan bu beyliği kısa sürede ge-lişerek güçlü bir devlet haline getirmiştir. Osmanlı Devleti’nin başına Osman Gazi’den sonra, Orhan Gazi, Murat Hüdavendigar, Yıldırım Beyazıt, Mehmet Çelebi, İkinci Murat, Fatih Mehmet, II. Beyazıt, Yavuz Selim ve Kanuni Süley-man geldiler. Dünya tarihinde Romalılar ve Osmanlılar gibi, devamlı ve uzun ömürlü hiçbir devlet kurulmamıştır. Osman Gazi’nin temellerini attığı devletin ömrü 624 yıl olmuştur. Bu nedenledir ki, Osman Gazi dikkate değer kudretli bir devlet kurucusudur. Osman Gazi de babası ile beraber savaşlarda bulundu. Çevresinde cesur ve yiğit bir insan olarak tanınırdı. Babası gibi onun da Bizanslılarla savaşı sürekli oldu. Ancak Bizans Tekfurları, Osman Bey’i tamamen ortadan kaldırmaya kararlıydılar, üstelik bunu savaşarak değil, çeşitli hilelere ve tuzaklara başvurarak yapmayı düşünüyorlardı. Bilecik Tekfur’u, Yarhisar Tekfuru’nun kızı ile evlenecekti. Bu düğüne Osman Bey’i de davet ederek, burada öldürmeye karar verdiler. Ancak Osman Bey, Rumların bu gizli kararlarından haberdar oldu ve onları pusuya düşürerek yenilgiye uğrattı. Bu dönemde Selçuklu sultanları, tamamen Moğol İlhanlıların yörüngesine gir-mişlerdi. Anadolu’da Selçuklu hakimiyeti kalmamış, Anadolu Birliği tamamen bozulmuş, çeşitli bölgelerde muhtelif beylikler kurulmuştu. Moğollar, Anadolu halkına zulüm ediyorlar, pek çok haksız uygulamada bulunuyorlardı. Durum bu halde iken Osman Gazi’nin başarılarını gören Selçuklu Sultanı II. Gıyasettin Me-sut, ona bir ferman gönderdi. 1284 senesinde Osman Bey, bu fermanı bütün gazilerin huzurunda okudu. Selçuklu Sultanının desteğini arkasına alan Osman Gazi, Bizanslılarla mücadeleye devam etti, birçok yerleri Bizanslıları yenilgiye uğrattı, önemli başarılar elde etti. Bu başarıları üzerine Selçuklu Sultanı, Os-man Gazi’ye istiklal alameti olarak Tuğ, alem tabıl ve bir de altın kılıç gönderdi. Ayrıca beyaz renkte bir de sancak yolladı. Osman Gazi, 1299 tarihinde, han seçilerek bağımsızlığını ilan etti. Düzenlenen törenlerle Osman Gazi, Osmanlı Devleti’nin kurucusu oldu. Osmanlıların ilk hükümet merkezi olarak Karacahisar uygun görüldü. İlk hutbeyi Tursun Fakih okudu. Fakat Osman Bey’in namına para basılamadı. Osman Gazi halk tarafından çok sevilen, ulemaya saygılı, merhametli bir hü-kümdardı. Şeyh Edebali’nin sık sık ziyaretine gider ve sohbetlerine katılırdı. Bir gün Şeyhin misafiri oldu ve kaldığı odada Kur’an-ı Kerim’i görünce saygısından sabaha kadar yatmamış, uykusuz kalmıştı. Bu olay şeyhin çok hoşuna gittimişti ve kızının Osman Bey ile evlenmesine izin vermişti. Osman Gazi’nin hükümdarlığı içinde şu yerler bulunuyordu: Karacadağ, Doma-niç, Söğüt, Karacahisar, Eskişehir, Bilecik, İnegöl, Yarhisar, Çakırpınar, Taraklı Yenicesi, İnönü, Köprühisar ve Bozöyük. Hükümdarlığının üçüncü yılında Ye-nişehir ve Yunthisar’ı da aldı. Bu defa hükümet merkezi Yenişehir’e nakledildi. Memleketini beş idareye böldü. Oğlu Orhan Bey’e, Sultanönü’nü, büyük kardeşi Gündüzalp’e Eskişehir’i, Aykut Alp’e İnönü’yü, Hasan Alp’e Yarhisar’ı, Turgut Alp’e de İnegöl’ü verdi. Diğer oğlu Alaeddin Paşa ile kayınpederi Şeyh Edeba-li’yi de Bilecik’te bıraktı. Oğlu Orhan Gazi’yi de Bursa’nın fethine gönderdi. Bursa, 1326 tarihinde fetholundu. Bu sıralarda Osman Gazi, Nikris hastalığından rahatsız olduğundan yatıyordu. Oğlu Orhan Gazi’yi yanına çağırttı. Yatağının başında Ahi Şemseddin, Ahi Hasan, Turgut Alp, Saltuk Alp bulunmakta idiler. Bu zatların huzurunda şunları söyledi: “Oğullarıma ve dostlarıma birinci vasiyetim şudur: “Daima gaza ve cenge devam ediniz. Cihadın kemaline varıp, sancağı daima yüksekte tutunuz. Hanedanından ve torunlarımdan her kim ki, doğru yoldan ve adaletten geri kalır, o, ruz-i mahşerde, Peygamberin şefaatinden mahrum kalsın!” Sonra oğlu Orhan’a döndü: “Oğlum; dünyaya gelen bir padişah yoktur ki, ölüme itaat etmesin. Şimdi Hakim-i Mutlak’ın hüküm ve iradesiyle ölüm yaklaştı. Bu manevi yolculukta, artık, dünya nimetlerinden ümidi kesmek gerektir. Ey bahtiyar oğlum, bu devleti, bu emareti sana ısmarlıyorum. Seni Allah’a emanet ediyorum. Bütün işlerinde kanunları üstün tut. Askerleri ve halkı kendi akraban gibi sev, haklarını tamamen ve noksansız ver.” Osman Gazi’nin edebiyata da meraklı olduğu da söylenir. Aşağıdaki dizeler Osman Gazi’nin şiirlerinden biridir: Kurt olup, gel gir sürüye, Aslan ol, bakma geriye, Çar edüp, haydi çeriye, Dil geçidini hisar yap. Osman Ertuğrul oğlusun, Oğuzhan Karahan neslisin, Hakkın bir kenter kulusun, İstanbul’u aç gülzar yap! Osman Gazi, kendisinin Bursa’da Gümüşlü Kümbet’e gömülmesini vasiyet etti. 1326’da 69 yaşında iken gözlerini hayata yumdu.

Bir yanıt yazın