KADEŞ SAVAŞI VE KADEŞ BARIŞ ANTLAŞMASI
Kadeş Savaşı, Mısır firavunu I. Seti’nin oğlu olan II. Ramses komutasındaki Mısırlılarla Hitit İmparatoru Muvatalli yönetimindeki Hititler arasında, Suriye’nin Kadeş (Kinza) kenti yakınlarında, MÖ 1286 da yapılan büyük savaştır.
Ancak bu tarih kaynaktan kaynağa farklılık göstermektedir. Bu nedenle savaşın tarihi olarak 1200’lü yılların sonunda meydana geldiğini söylemek yanlış olmaz. Savaşın amacı iki tarafında Kuzey Suriye topraklarını ele geçirmekteki bitmek bilmez istekleriydi. II. Ramses Suriye sınırları içinde, Humus’un güneybatısında yer alan Asi Irmağı kıyısındaki Kadeş’i Hititlilerden geri almak için dört tümen ve yardımcı kuvvetleri de yanına alarak Suriye topraklarına yürüdü. Ramses’in komutasındaki kraliyet ordusu, Hitit ordusunu kendi toprakları olan Suriye’de bulup yok etmek ve Filistin’e kadar yayılmış olan Hititleri geri püskürterek eski Mısır topraklarını yeniden almaktı. İlk olarak Suriye üzerine yürüyen II. Ramses ordusunun, elde ettiği başarılar Amurru Kralı’nın Hititlerle yaptığı ittifakı bozarak Mısır’ın yanında yer almasını sağladı.
Ramses Hititlerin üzerine yaklaşık 20.000 kişilik bir orduyla yürüdü. Muvatalli ise bu savaşa hem kendi askerlerinden hem de kontrolü altındaki 18 devle-tin askerinden oluşturduğu büyük bir orduyla katıldı. Bu ordu yaklaşık olarak 18.000-19.000 piyade ve 3.500 savaş arabasından oluşuyordu. Muvatalli’nin ordusundaki asker sayısı ve teçhizat miktarı Ramses’in ordusuyla kıyaslanmayacak kadar çoktu.
Kaynaklara göre, II. Ramses ise taktik gereği ordusunu 4 bölüğe ayırmıştı ve her bölükte 4000 piyade, 1000 kişilik at arabası ekibi ve 500 tane de savaşta kullanılan iki tekerlekli at arabası bulunuyordu. Her bölük ayrı istikamette ilerlemeye başladı. Bu sırada Muvatalli ordusunu Kadeş’teki bir tepenin arka-sına konuşlandırdı ve ardından şehirden on mil uzakta olan firavun ordusuna gönderdiği iki casus aracılığıyla Hitit ordusunun daha şehirden 100 mil uzakta olduğu yalanını ulaştırdı. Bunun üzerine şehrin savunmasız olduğunu düşünen II. Ramses, Asi (Orontes) Nehri boyunca ilerleyerek birinci tümeniyle birlikte Kadeş’in kuzeybatısına girdi ve burada kamp kurdu. Diğer tümenlerini ise geri-sinde bıraktı. Bu sırada yakalanan iki Hititli gözcü, Ramses’in huzuruna çıkarıldı ve işkence gördü; gözcüler Hitit ordusunun yanında, diğer milletlerden de çok sayıda asker bulunduğunu, ordunun sayıca ve teçhizat açısından çok kalabalık olduğunu ve bulundukları yeri söylediler. Bu haber Ramses’in tüm planlarını altüst etmişti. Ancak elde ettiği bu istihbaratın ardından gelişen olaylar, tarihçilerin elindeki kaynaklar nedeniyle oldukça tartışmalıdır. Bu noktadan savaşın bitişine kadar olan süreye dair tüm kaynaklar yine güvenilirliği düşük şiirlerden ve duvar yazılarından ibarettir. Ancak bu kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla, Ramses atlı bir haberci ve savaş arabalı vezirini güneye göndererek en yakındaki Mısır tümenlerinin hızla yardıma gelmelerini emretti. Tümenlerden biri Ramses’e yardım edemedi çünkü 2.500 Hitit savaş arabası iki koldan hücuma geçmişti. Bu hücum Mısır ordusunu ikiye böldü. İkiye bölünen tümenin güney-de kalan bölümü karmaşa içerisindeydi. Bazı kaynaklar Hitit savaş arabalarının Ramses’in savunma altındaki kampına doğru hücuma geçtiği sırada Firavun’un savaş arabasına binerek tek başına Hititler’i püskürttüğünü yazar. Hatta bu manevranın, Hitit savaş arabalarının düzenini bozmayı başardığı da söylenir. (Ancak belirtmek gerekir ki, bu kahramanlık hikayesi tamamen Mısır yazıtlarına dayanmaktadır.) Bu arada Hititler ve müttefikleri de savaş arabalarını terk edip Ramses’in kampını yağmalamaya giriştiklerinden, kesin bir zafer elde etme fırsatını kaçırmışlardır. Bu sırada Muvatalli, kendi komutasında bulunan ve hala Asi Nehri’nin sağ kıyısında konuşlanmış olarak bekleyen büyük piyade kuvvetini savaşa sokmakta tereddüt etmişti. Bunun birkaç sebebi olduğu tahmin edilmektedir. Hititli komutan ya Mısırlıların uzun menzilli oklarından çekinmişti ya da savaşın gidişatına dair bir bilgisi yoktu. Tam bu kritik anda, batıdan gelen bir Mısır kuvveti savaş alanına ulaştı. Bu yeni birlik, Ramses’in kampına girmiş olan tüm Hititleri kılıç-tan geçirdi. Ardından Ramses, muhafızları ve yeni gelenler, tümenlerden arta kalan birliklerle beraber, güneydeki Mısır tümenleriyle bağlantılarını kesmiş olan Hitit savaş arabalarına saldırmak için toparlanmaya başladılar. Buna karşılık, Muvatalli 1.000 savaş arabası daha gönderdi, ama piyadelerini hala harekete geçirmemişti. Diğer taraftan, Firavun’un veziri, tümenin komutasına geçerek Hititlere arkadan saldırdı. Böylece, Hitit savaş arabaları güney ve kuzeyden kuşatılmış oldu ve Hitit ordusunun geri kalanı da Kadeş Kalesi’ne sığındı. Savaş sona ermişti. Ramses, bir kuşatmaya girişmek için gerekli lojistik imkanlara sahip olmadığından ya da ordusunun kötü durumda olmasından dolayı Kadeş Kalesi’ni alamamıştı. Bu nedenle, başkentleri olan Boğazköy’de bulunan tabletlerde Kadeş’te zafer kazananın Hititler olduğu yazar. Tabletlere göre, Ramses güneye çekilmeye zorlanmış ve Amurru ülkesi Muvatalli tarafından ele geçirilmişti.
Mısır kayıtlarına göreyse tam tersi bir durum gerçekleşmiştir. Karnak, Luksor, Ramesseum, Abydos ve Abu Simbel’de bulunan eski Mısır tapınakları, mezar anıtları ve saraylarının duvarlarında yazılı ve çizili kayıtlara bakılırsa, II. Ramses Hitit Kralı Muvatalli’ye karşı büyük bir zafer elde etmiştir. Ancak bu yazıtlara karşılık savaşı Hititlerin kazandığını gösteren bazı kanıtlar da bulunmaktadır.
İlk kanıt, Amurru Prensi Benteşina’nın Mısır’a bağladığı Amurru ülkesinin savaş-tan hemen sonra yeniden Hititlere bağlı hale getirilmesidir.
İkinci kanıt ise savaştan yaklaşık 9 yıl sonra Hitit kralı III. Hattuşili ile II. Ramses arasında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması sonrasında Hattuşili’nin büyük kızını Ramses’e çok büyük törenlerle gelin vermesidir. Ramses, sonradan Maatnefrure adını alan bu kızı Baş kraliçe yapmıştır. Böylece bir Hititli, Mısır sarayında baş kraliçeliğe gelmiştir. Bu, savaşı kazananın değil kaybedenin kabul edebileceği bir gelişmedir.
Ancak bu bilgilere ulaşılıncaya kadar Kadeş Savaşı’nın kesin galibinin Mısırlılar olduğu sanılmıştır. Bugün bilinen, Hititlerin bu savaşı kazandıkları, ama galibiyetlerinin sonradan yağma sırasında müdahalede bulunan bir birlikçe dur-durulduğu şeklindedir. Özetle her iki ulus da bu savaşta kesin bir galibiyet elde edemese de savaştan sonra Hititlerin, Mısırlılara karşı çok daha üstün bir konuma geçmiş olması savaşta Hititlerin üstün geldiğini ortaya koymaktadır.
Mutavalli’nin ölümünden sonra Hititlerle Mısır arasında, Asur tehlikesinin büyümesi üzerine tarihin bilinen ilk yazılı antlaşması imzalandı. 1270 yılında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması, o dönemin diplomatik dili olan Akad ve Mısır dilinde hazırlanmıştı. Bir yüzünde Hattuşili III’ün, diğerindeyse Kraliçe Puduhepa’nın mührü bulunan antlaşmanın Akad dilindeki nüshası Mısır’a gönderildi. Kil tablet üzerindeki kopyası ise Boğazköy araştırmalarında ele geçti.
Kadeş Barış Antlaşması esaslarına göre;
1. Hem Mısır hem de Hitit devletleri birbirlerinin büyük devlet olduklarını kabul edeceklerdi.
2. İki ülke sınırları belirleyecekler ve buna göre Fırat Irmağı’ndan Akdeniz’e kadar uzanan bölge Hititlerin kontrolü altına geçecek, Güney Suriye ise Mısır’ın egemenliği altında olacaktı.
3. Suriye üzerinde belirlenen bu sınırların iki devlet tarafından hiçbir şekilde saldırıya uğramayacağı konusunda iki tarafta kesin güvence verecekti.
4. İki devletten herhangi bir tanesi başka bir güç tarafından saldırıya uğradığı takdirde birbirlerinin yardımına koşacaklar ve bu koşul iki devlet arasında evrensel bir barışa sebep olacaktı.
5. Devletler, siyasi suçluları ve iltica eden hainleri, talep ettikleri takdirde karşılıklı olarak iade edecekti.
6. Kendi içlerinde çıkacak olası iç savaşlarda hem Mısır hem de Hitit devletleri birbirlerini savunacak ve yardım edecekti.
7. Hitit Kralı III. Hattuşili’nin kızı II. Ramses’e eş olarak Mısır’a gönderilecekti.
Not: Kadeş Savaşı’nın tarihini MÖ 1299 olarak belirleyen diğer bazı kaynaklara göre Kadeş Antlaşması da 16 yıl sonra, MÖ 1283 yılında imzalanmıştır.
II. Ramses hakkında doğruluğu kesin tek bilgi…
II. Ramses firavunlar arasında zulmüyle ünlenmiş bir kraldır. Bu firavun Mısır’da yaşayan İsrailoğulları’nın soyunun devamını engellemek için kadınlarını sağ bırakıp erkek çocuklarını katlediyordu. İşte Allah bu zalim kraldan hak kitabı Kuran-ı Kerim’de, İsrailoğulları’na gönderdiği Musa Peygamberi, kendisine daha sonra bir düşman olacağını bilmeksizin evlat edinen firavun olarak bahseder.
Firavunun sarayında yetişen Hz. Musa, II. Ramses’in yaptığı işkence, zulüm ve katliamdan İsrailoğullarını kurtarmak için Allah’tan aldığı vahiyle onları Mısır’dan çıkarmak için yola çıkmıştır. Bu sırada firavun da ordusuyla birlikte Hz. Musa ve yanındakilerin peşlerinden gitmiştir. Ancak bu sırada Allah’tan bir mucize olarak Hz. Musa ve yanındakilerin geçmeleri gereken deniz ikiye ayrılmış ve Musa Peygamber kavmiyle birlikte açılan bu güvenlikli yoldan karşı kıyıya geç-miştir. Arkalarından bu yola giren firavun ve ordusu ise sular altında kalmışlardır.

Bir yanıt yazın